Samostan Pisagor ve Ünlü Teoremi

TVC-mall WW

Sisamlı Pisagor matematik alanındaki en etkili ve esrarengiz olaylardan biriydi. Birincil kaynak olmadığından, hayatı ve çalışmaları efsaneler ve efsanelerle kaplıdır.

Kesin olan, Pisagor’un dijital mantık fikrini geliştirmesi ve matematikteki ilk altın çağını başlatmasıdır. Dehası sayesinde sayılar sadece sayma ve hesaplama için kullanılmaz ve kendi başına bir değer olarak anlaşılmaya başlar.

Pisagor Ustalar: Mısırlılar ve Babiller

MÖ 6. yüzyılda yaşayan Pisagor, matematik becerilerini eski dünyayı dolaşarak edindiler. Hindistan ve İngiltere’ye gittiği düşünülüyor. Ancak kesin olan şu ki, Mısırlılar ve Babiller’den birçok matematiksel teknik ve araç aldı. Bu iki eski halk basit sayımın ötesine geçerek karmaşık hesaplamalar yaptı.

Matematik, pratik problemleri çözmeleri için bir araçtı; Nil’in yıllık taşmalarının bir sonucu olarak ortadan kaybolan alanın sınırlarını yeniden çizme ihtiyacı, bazı temel geometri kurallarını keşfetme dürtüsünü yarattı. “Geometri” kelimesinin anlamı zaten “dünyayı ölçüyor”.

Pisagor, Mısırlıların ve Babillilerin hesaplamaları her zaman körleştirilebilecek bir tarife göre yaptığını gözlemledi. Bu tarifler nesilden nesile aktarıldığından her zaman doğru sonucu verdiğinden, kimse bunları sorgulamaya veya denklemlerin arkasındaki mantığı araştırmaya çalışmadı. Söz konusu medeniyetler için önemli olan, hesabın tutulması, neden önemli olmadığıydı.

Yirmi yıllık yolculuktan sonra Pisagor, o zamanın bilinen dünyasındaki tüm matematiksel kuralları emdi. Ege Denizi’ndeki vatanı Samos Adası’na doğru yola çıktı; Amacı, felsefi araştırmalarla ve özellikle henüz edindiği matematiksel kuralların incelenmesiyle ilgilenecek bir okul inşa etmekti.

Ancak son yıllarda tiran Polykrates Samos’u bir zamanlar özgür bir ülke, hoşgörüsüz ve muhafazakar bir toplum haline getirdi. Polykrates Pisagor’u sarayında yaşamaya davet etti, ancak filozof kabul etmedi. Bunun yerine, şehri terk etti ve adanın uzak köşesindeki bir mağaraya yerleşti, burada baskı olmadan düşünceye dalabilirdi. Daha sonra kendi topluluğunu terk etmek zorunda kaldı.

En yaratıcı aklın ve en güçlü bedenin dostluğu

Büyük Yunanistan’ın bir parçası olan güney İtalya’ya gitti ve Kroton’a yerleşti. Şanslıydı ve Croton’un en zengin adamı ve tarihin en güçlü insanlarından Milo’nun himayesine girdi.

Milo, evinin bir kısmını Pisagor’a tahsis ederek bir okul kurmak için bir yer sağladı. Böylece Pisagor Kardeşliği kuruldu.

Pisagor dinleyicileri sadece öğretilerini dinlemiş ve anlamamış, aynı zamanda yeni fikirler ve kanıtlar oluşturarak katkıda bulunmayı başarmıştır. Kardeşliğe katılan herkes, sahip oldukları her şeyi ortak bir fona aktarmak zorunda kaldı. Eğer onlardan biri ayrılacak olsaydı, vermiş olduğu şeyin iki katı geri dönerdi ve onun adında bir mezar taşı inşa edilirdi. Kardeşlik eşitlikçi bir okuldu ve kız kardeşleri içeriyordu. Pisagor’un en popüler öğrencilerinden biri Milo’nun kendi kızı güzel Theano’ydu; Aralarındaki yaş farkına rağmen, sonunda evlendiler. Kardeşliği kurduktan kısa süre sonra Pisagor filozof kelimesini icat etti ve böylece okulunun amacını tanımladı.

Olympia oyunlarına katılan Phlius Leon Prensi Pisagor’dan kendini açıklamasını istedi ve “Ben bir filozofum” dedi.

“Hayat, Prens Leon, bu kolektif oyunlarla karşılaştırılabilir. Burada toplanan kitlesel kalabalıkta, bazıları sağlam kazançlar peşinde koşarken, diğerleri şöhret ve ihtişam umuduyla hırsla hareket ediyor. Fakat birkaçı sadece burada neler olup bittiğini gözlemlemek ve anlamak için geldi. Tıpkı hayat gibi.

Bazı insanlar servet sevgisine kapılırken, diğerleri iktidar ve iktidar ateşiyle kör olur. Ancak en zayıf insan türü doğrudan yaşamın anlamını ve amacını bulmaya adamıştır. Doğanın sırlarını çözmeye çalışır. Bu filozof dediğim kişi. Kimse her şeyi kavrayacak kadar zeki olamaz, ama insan sevgisi bilgeliği doğanın sırlarının anahtarı olarak sevemez. ”

Kutsal idol: Sayı

Okulun her üyesi, matematiğin hiçbir icadı dış dünyaya açıklamayacağına yemin etmek zorunda kaldı. Pisagor Kardeşliği’nin sürdürdüğü bu gizlilik, mitlerin garip ritüeller yaptıklarının yayılmasının nedenlerinden biridir. Ayrıca matematikteki başarılarının neden bu kadar az olduğunu açıklıyor.

Kesin olan, Pisagor’un bir ahlak yaratarak matematiğe yeni bir yön vermesidir. Kardeşlik aslında dini bir topluluktu ve kutsal putlarından biri “Sayı” idi. Sayılar arasındaki ilişkilere inanarak, evrenin ruhsal sırlarını çözebileceklerine ve Tanrılara yaklaşabileceklerine inanıyorlardı.

Kardeşlik özellikle sayıları (1, 2, 3,…) ve kesirleri saymaya odaklandı. Sayma sayılarına bazen “tamsayılar” denir ve teknik adları kesirlerle (tamsayılar arasındaki oranlar) birlikte “rasyonel sayılardır”.

Pisagor ve Mükemmel Sayılar’ın sonsuzluğu içinde, Kardeşlik özel önem taşıyanları aramıştı. Bu özel sayıların bazıları “mükemmel” olarak da adlandırıldı. Pisagor’a göre, sayısal mükemmellik bir sayının bölenleri hakkındaydı (sayıyı tam olarak bölebilen sayılar). (Daha fazla bilgi için, bkz. Pisagor ve Mükemmel Sayılar)

Örneğin, 12’nin bölenleri 1, 2, 3, 4 ve 6’dır. Bir sayının bölenlerinin toplamı sayının kendisinden büyükse, buna “artık” sayı denir. Bölenleri 16’ya kadar çıktığı için, 12 artık bir sayıdır. Öte yandan, bölenlerinin toplamı sayıdan azsa, eksik bir sayı vardır.

Örneğin 10, “eksik” bir sayıdır, çünkü bölenleri (1, 2 ve 5) sadece 8’e kadar ekler. En önemli ve nadir sayılar, bölenleri tam olarak bunların toplamıdır ve bunlara “mükemmel” denir. sayılar”.

6 sayısının bölenleri 1, 2 ve 3’tür, bu nedenle 6 mükemmel bir sayıdır; 1 + 2 + 3 = 6. Bir sonraki mükemmel sayı 28’dir; 1 + 2 + 4 + 7 + 14 = 28.

Pisagor Teoremi ve önemi

Pisagor Kardeşliği’nin üzerinde çalıştığı sayılarla doğa arasındaki bağlantıların en önemlisi kurucusunun adıdır. Pisagor teoremi oldu.

Bu teorem bize tüm dik açılı üçgenler için geçerli olan ve böylece dik açının kendisini tanımlayan bir denklem sunar. Öte yandan, dik açı da dikey, yani dikey ve yatay arasındaki ilişkiyi ve son olarak bildiğimiz evrenin üç boyutu arasındaki ilişkiyi tanımlar.

Pisagor teoremi evrensel bir matematik yasasıdır, dik açılı bir üçgenle karşılaştığınızda ona güvenebilirsiniz. Veya, tersine, Pisagor teoremine uyan bir üçgeniniz varsa, bunun dik açılı bir üçgen olduğundan kesinlikle emin olabilirsiniz.

Bu noktada belirtmek önemlidir: Söz konusu teorem her zaman Pisagor olarak adlandırılsa da, aslında bin yıl önce Çinliler ve Babilliler tarafından kullanıldı. Fakat bu kültürler bunun tüm dik açılı üçgenler için geçerli olduğunu bilmiyorlardı.

Bu teorem, test ettikleri üçgenler için kesinlikle doğruydu, ancak test edemedikleri dik açılı üçgenler için doğru olduğunu göstermenin bir yolunu bulamadılar. Pisagor’un nedeni & # 39; bu teorime sahip olmak, evrensel gerçeğini ilk kez göstermiş olmasıydı.

Pisagor’un sonu

Pisagor Kardeşliği, hevesle kanıtladığı doğru arayışı arayarak matematiğe yeni bir hayat vermişti. Kutsal bilgi alanına kabul edilmek isteyen birçok kişi vardı, ama sadece en parlak zeka kabul edildi. Reddedilenler arasında Kylon adında bir aday vardı. Onuru kırılmış olan Kylon buna razı olmazdı ve tam yirmi yıl sonra intikam alacaktı.

67. Olimpiyat sırasında (MÖ 510), yakındaki Sybaris şehrinde bir isyan patlak verdi. İsyanın lideri Telys, önceki yönetimi destekleyenlere karşı barbarca bir zulüm başlattı. Birçoğu kaçtı ve Croton’a sığındı. Telys hainlerden hak ettikleri ceza için Sybaris’e gönderilmelerini istedi.

Ancak Milo ve Pisagor, Croton sakinlerini zorbalara direnmeye ve mültecileri korumaya ikna ettiler. Öfkeden deliye dönen Telys, 300.000 kişilik bir ordu topladı ve Kroton’a yürüdü. 100.000 Kroton ile donanmış, Milo’nun önderliğinde şehirlerini savundu. Yetmiş günlük kuşatmanın sonunda Milo, üstün komutanlığı sayesinde savaşı kazanmıştı.

Bir misilleme olarak Krathis Nehri’nin yönünü değiştirdi ve Sybaris’e yöneldiği sular şehri yok etti. Savaş sona erdi, ancak kargaşa Croton Şehrinde devam ediyordu, çünkü savaşın neden olduğu hasara karşı ne yapılacağı konusunda anlaşmazlık vardı.

Arazinin Pisagor seçkinlerine verileceğinden endişe duyan Kroton halkı homurdanmaya başladı. Sıkı ağızlı Kardeşlik’te her zaman icatlarını kendine saklayan bir rahatsızlık daha vardı.

Korku, paranoya ve yığınların kıskançlığına hitap eden Kylon, onları dünyanın gördüğü en parlak matematik okulunu yok etmeye teşvik etti. Milo’nun evi ve yanındaki okul binası çevrilidir. Kaçışları önlemek için tüm kapılar kapatıldı ve kilitlendi. Sonra evler ateşe verildi. Milo bu cehennemden çıkmayı başardı ve kaçtı, ancak Pisagor birçok öğrencisiyle öldürüldü.

Matematik ilk büyük kahramanını kaybetti, ancak Pisagor ruhu yaşamaya devam etti. Sayılar ve sayılar hakkındaki gerçekler ölümsüzdü. Matematiksel mantık doğruluk üzerine son sözcük olarak belirlenmiştir. Pisagor’un medeniyete en büyük katkısı buydu: Gerçeklere, insan yargılarının yanıcılığını aşacak şekilde ulaşabilmek.

Kaynak: Simon Singh tarafından yazılan “Fermat’ın Son Teoremi” (Pan Yayıncılık, Çeviri: Sabir Yücesoy, 1. Baskı, Ekim 2001, İstanbul).

Bir Önceki Yazımız Olan Parabolün Kareleştirilmesi Başlıklı Makalemizde Hakkında Bilgiler Verilmektedir.

Bu Haberi Sosyal Ağlarda Paylaşın!

İlgili Mesajlar

Leave a Comment