Çocuklara En Çok Gereken Belki de Doğa Zekasıdır

TVC-mall WW

Günümüzde çocukların, gençlerin ruh sağlığı sizlerin de gözlemleyebileceği gibi giderek daha da çok bozuluyor. Mutsuzluk, belirli bir oranda, çocukların doğadan ayrı düşmesinden kaynaklanıyor.

Normal de biliyoruz ki çocuklar, dışarıda doğayla baş başa kalarak, oyunlar sayesinde yeni keşifler yaparak, çıplak elle çekirge yakalayıp, ağaçlara tırmanarak, düşüp kalkarak, hayal dünyalarını çok geliştirebilirler.

Ama artık günümüzde çocuklara dış dünyayı keşfetmeleri için daha az özgürlük veriliyor. Araştırmalar son 30 senede çocukların sokakta bağımsız şekilde vakit geçirme oranlarının büyük ölçüde azaldığını gösteriyor. Aslında bunu gözlemlemek için araştırmalara bile gerek yok. Çevremize bakmamız yeterli…

Çocukların sokakta geçirdiği zaman azalırken, ebeveynler tarafından yapılandırılan ve kontrol altına alınan oyunların oynandığı boş zamanlar artıyor. Günümüzde çocukların yaşamlarındaki neredeyse tüm alanlar uzmanların ya da yetişkinlerin kontrolu ve müdahalesi altında.

Howard Gardner, bilim çevrelerinde etkili olan çoklu zekalar kuramını 1983 yılında geliştirdi. Gardner IQ testlerine dayalı geleneksel zeka anlayışının son derece sınırlı olduğunu iddia ediyordu.

Bunun yerine, çocuklar ve yetişkinlerdeki daha geniş kapsamlı insani potansiyeli açıklayabilecek farklı zeka türü önerdi:

Daha sonra bunlara sekizinci zeka türünü ekledi: Doğa zekası. Devamında Profesör Leslie Owen Wilson tarafından sekizinci zekaya sahip çocukları betimleyen bir liste hazırlandı.

Doğa Zekasına Sahip Çocuklar
1) Görme, işitme, koklama, tatma ve dokunmayı içeren güçlü duyu becerilerine sahiptirler.
2) Keskin duyusal becerilerini kullanarak doğal ortamlardaki varlıkları kolaylıkla ayırt edebilir ve sınıflandırabilirler.
3) Dışarıda olmayı ve bahçe çalışmaları, doğa yürüyüşleri ya da doğayı gözlemlemeye yönelik arazi gezileri gibi açık hava etkinliklerini severler.
4) Çevrelerindeki baskın örüntüleri (benzerlikler, farklılıklar, aynılıklar, düzensizlikler) kolayca fark ederler.
5) Hayvanlar ya da bitkilerle ilgilidirler ve onlara değer verirler.
6) Çevrede başkalarının gözden kaçırdığı şeyleri fark ederler.
7) Doğal varlıklarla ilgili derlemeler ya da albümler oluşturur, kayıt defterleri ya da günlükler tutarlar. Bunlar yazılı gözlemler, çizimler, resimler, fotoğraflar ya da numuneler içerebilir.
8) Küçük yaştan başlayarak, doğa, bilim ya da hayvanlar hakkındaki televizyon programlarıyla, filmler, kitaplar ya da nesnelerle çok ilgilidirler.
9) Çevreyle ve soyu tehlike altında olan türlerle ilgili yüksek farkındalık ve ilgi sergilerler.
10) Doğadaki nesnelerle ya da canlılarla ilgili özellikleri, adları, sınıflandırmaları ve verileri kolayca öğrenirler.

Günümüzde ne biz ne de çocuklar doğaya yeterince erişemiyor, evin dışında yeterince zaman geçiremiyor. Pandemi nedeniyle evlere tıkıldığımız bu günlerde bunun eksikliğini gözlemlemek daha da olanaklı…

Hepimiz bir tutam güneşi, toprağa temas etmeyi özledik değil mi?

Ebeveynlerin çocuklarına karşı sorumluluğu, onlara bağımsız bir hayat kurabilmeleri için gereken özellikleri kazandırmaktır. Onları hastalıklı bir şekilde koruyup her türlü riskten uzak tutmak, çocuklara bir yarar sağlamaz.

Er ya da geç hayat tekrar herkes için eski rutinine dönecek, ama işte o zaman gelin bir fark yaratalım, çocukları dersler ve kurslar ile her dakikaları programlanmış projeler olarak görmekten vazgeçelim. Çocuklarımızın potansiyellerini tam olarak ortaya koymalarını ve mutlu yetişkinler olmalarını istiyorsak onları doğadan mahrum bırakmayalım…

Bu konu ile ilgili, Richard Louv – Doğadaki Son Çocuk isimli kitabı da okumanızı öneririz.

Kaynak:Matematiksel

Bir Önceki Yazımız Olan Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk açıkladı: Uzaktan eğitim 31 Mayıs'a kadar devam edecek Başlıklı Makalemizde Hakkında Bilgiler Verilmektedir.

Bu Haberi Sosyal Ağlarda Paylaşın!

İlgili Mesajlar

Leave a Comment