Penrose İle Denklemler Görselleştirerek Artık Daha Kolay Anlaşılacak

Matematik denklemlerini görselleştirerek soyut kavramların anlaşılmasını kolaylaştırabilir miyiz? Matematiksel denklemler, onları canlandıran görseller olmadan sayılar, harfler ve sembollerden oluşan sıkıcı soyutlaştırmalar gibi gelebiliyor. Örneğin Pisagor’un meşhur a2+ b2 = c2denklemi onu görselleştirerek doğasındaki güzelliği etkili bir şekilde aktaran bir görsel olmadan, ortalama bir öğrenci için bir şey ifade etmeyebiliyor. Öneri GIF: https://media.giphy.com/media/l41JGHqVSThnCbSOA/giphy.gif Carnegie Mellon Üniversitesi’nden araştırmacılar sayıların dilini görsellere aktaran bir yazılım üzerinde çalışıyorlar. Kullandığı diyagramlar ve çizimler ile bilinen matematikçi ve fizikçi Roger Penrose’a atfen Penrose adı verilen bu yazılım bir grafik hesap makinesinden (verilen bir denklemin grafiğini kendi…

Bu Haberi Sosyal Ağlarda Paylaşın!
Daha Fazla Oku

NASA İkizler Çalışması ve Uzay Yolculuğunun Genetik Etkileri

Bilim insanları hem Dünya’da hem de uzayda gerçekleştirilen araştırmaların sonuçlarını bir araya getirerek, insan vücudunun çalışma mekanizması ve uyum sağlama süreçlerini haritalama gayretinde. Bunun için de benzer niteliklere sahip gönüllülere ihtiyaç var. Örneğin tek yumurta ikizleri bu araştırmalar için biçilmiş kaftan. NASA’nın Uzayda 1 Yıl adlı geniş kapsamlı araştırmasında gönüllü olan astronotlar Scott ve Mark Kelly, tüm uzay araştırmaları tarihinde şu ana dek böyle bir çalışma için uygun bulunabilmiş tek örnek. Uzayda 1 Yıl 2015 yılı Mart ayında astronot Scott Kelly ve kozmonot Mikhail Kornienko Uluslararası Uzay İstasyonu’na Kazakistan steplerinden…

Bu Haberi Sosyal Ağlarda Paylaşın!
Daha Fazla Oku

Yanlış Olanı Savunma Dürtüsü Neden Var?

Bir insanı inandığı şeyin yanlış olduğuna ikna etmek, onu o şeye inandırmaktan bin kat daha zordur! Herhangi bir olguya, iddiaya veya bir habere: • Hemen inanmak dünyanın en kolay işi… • Önce sorgulayıp sonra tercih yapmak daha zor… • Başta inanıp da uzun süre sonra bu inandığın şeyi sorgulamak durumunda kalmak ise en zoru… Bilimsel hiçbir yanı olmamalarına, doğruluklarına yönelik somut deliller içermemelerine rağmen inanmaya devam ettiğimiz birçok şeye işte bu yüzden inanıyoruz. Astrolojiyi ele alalım. Yıldız ve gezegen sistemlerinin ve bunların hareketlerinin insanların geleceklerini şekillendirdiğine veya gelecekleri hakkında bilgi…

Bu Haberi Sosyal Ağlarda Paylaşın!
Daha Fazla Oku

Atatürk Üniversitesi’nde ineklerde embriyo nakline başlandı

Erzurum’daki Atatürk Üniversitesi Veteriner Fakültesi Hayvan Hastanesinde, ineklerde embriyo nakline başlandı. Rektör Çomaklı, “Bu yöntem hastalık bulaşma riskini azalttı ve ırk ıslahının en kestirme, en çabuk ve en güvenilir yolu oldu” dedi. Erzurum’daki Atatürk Üniversitesi’nden yapılan açıklamada, bilimsel çalışmaların yanı sıra toplumsal ilerleme ve sürdürülebilir kalkınmaya katkı sunan üniversitenin, projeyi hayata geçirerek bir ilke imza attığı belirtildi. Açıklamada, hayvan ıslahı ve embriyo araştırmalarına destek olacak çalışmanın, Erzurum Büyükşehir Belediyesi ile Atatürk Üniversitesi arasında imzalanan “Doğu Anadolu Bölgesinde Embriyo Transferiyle Elit Damızlık Sürü Üretim Merkezi Kurulum Projesi”ne de katkı vermesinin hedeflendiği…

Bu Haberi Sosyal Ağlarda Paylaşın!
Daha Fazla Oku

Dünyanın En Zor Bilmecesini Çözebilecek misiniz?

Başlıkta okuduğunuz dünyanın en zor bilmecesi ifadesi, birazdan anlatacağımız bilmeceye filozof ve matematiksel mantıkçı George Boolos tarafından verilen addır. Boolos bulmacanın yaratıcısının mantıkçı Raymond Smullyan olduğunu ve ‘da’ ve ‘ja’ sözcüklerinin hangi anlama geldiğinin bilinmemesi kuralını ekleyerek bulmacayı zorlaştıranın John McCarthy olduğunu belirtir. Aslında bilmecenin kendisi ve çözümü yazının sonunda izleyeceğiniz videoda da mevcut ancak izlemeye geçmeden evvel soruyu buradan soralım sizlere. Ekibinizle birlikte bir gezegene zorunlu iniş yaptınız. Kurtulmanın tek yolu, üç lider olan Doğru, Yanlış ve Rastgele’ye doğru sembolleri vererek gitmenize izin vermelerini sağlamak. Fakat maalesef hiçbirinin kim…

Bu Haberi Sosyal Ağlarda Paylaşın!
Daha Fazla Oku

Yaşamın İçinde Gizemli Bir Yasa Zipf Yasası

Yaşadığımız dünyayı anlamaya ve ölçümlemeye çalıştıkça tesadüf eseri oluştuğunu düşündüğümüz şeylerde bile bir düzen olduğunu keşfediyoruz. Algıda seçicilik oluştukça bu düzen, pek çok defalar farklı formlarda karşımıza çıkabiliyor. Harvard Üniversitesi’nde bir dil uzmanı olan George Zipf’in (1902-1950), 1932 yılında yayınladığı “Selected Studies of the Principle of Relative Frequency in Language” başlıklı makalesinde, hangi dilde yazılmış olursa olsun, belli bir metindeki kelimelerin kullanım sıklığıyla ilgili bir “desenin” bulunduğunu ortaya koydu. Zipf’in bulgularına göre kelimeler kullanım sıklığına göre sıralandıklarında ilk sıradaki kelime, yani en sık kullanılan kelime, ikinci sıradaki kelimenin iki katı…

Bu Haberi Sosyal Ağlarda Paylaşın!
Daha Fazla Oku

Bugüne Dek Yaşamış En İlginç 5 Matematikçi

Aslında her matematikçi bir miktar ilginçtir ancak bazıları var ki gerçekten diğerlerinden bir adım öne çıkar. Bilim yazarı Clifford A. Pickover, Sayıların Büyüsü adlı kitabında en ilginç beş matematikçiyi aşağıda okuyacağınız isimler olarak belirlemiştir. Biz de kendilerini ilginç yönleriyle tanıtmaya çalışalım sizlere… 1. Paul Erdös (1913 -1996) Tarihteki en heyecan verici mate­matikçilerden biri olan bu Paul Erdös, hayatını matematiğe adayarak, bir işe ya da eve sahip olmadan yaşamıştır. Hayatının son senesinde, 83 yaşında, hala teoriler üretiyor, dersler veriyor, matematiğin genç işi olduğu yaygın inanışını reddediyordu. Bu konuyla ilgili olarak bir…

Bu Haberi Sosyal Ağlarda Paylaşın!
Daha Fazla Oku

Dünyanın İlk Çiftçileri İnsanlar Değil, Fijili Karıncalar

Fijili bir karınca türü, günümüzden 3 milyon yıl kadar önce meyve yetiştiriciliği yapmaya başlamış. Bu tarih insanlarda tarımın evrimleşmesinden çok daha öncesine uzanıyor. Philidris nagasau karıncası, çeşitli ağaçların dallarında Squamellaria meyvesini yetiştirip hasat ediyor. İlk önce, karıncalar meyvenin tohumlarını ağaç kabuklarının içerisine yerleştiriyorlar. İşçiler sık sık ekim yapılan bölgede dolaşıyor ve fideleri gübreliyorlar, muhtemelen de kendi dışkılarıyla. Bitkiler büyüdükçe tabanlarında “domatia” adında karıncaların yuva yerine kullandığı geniş ve dairesel biçimde oyuk yapılar oluşturuyor. Meyve ortaya çıktığında da karıncalar etli kısmını yiyip tohumlarını tarım yapmak için topluyorlar. Almanya, Münih Üniversitesi’nden Guillaume…

Bu Haberi Sosyal Ağlarda Paylaşın!
Daha Fazla Oku

Bildiklerimizden Farklı Bir Gürültü: Beyaz Gürültü

Beyaz gürültü diye bir şey duymuş muydunuz? Her ne kadar adı fantastik dizilerden alıntı gibi gelse de gerçekten fizikte böyle bir olgu mevcut. Eğer bilmiyorsanız anlatmaya çalışalım.. İnsan kulağı 20Hz ile 20.000Hz arasındaki sesleri algılayabilir. Bu rakamı çok da önemsemeyelim. Köpek kulağı 50 Hz ile 45.000 Hz arasındaki sesleri duyabilmektedir… Her ne kadar incelikle bir duyma potansiyeline sahip olsak da beynimizin sesleri ayırt etme açısından bir sınırı vardır. Örneğin iki kişinin arasında geçen bir konuşmaya dahil olduğunuzu düşünelim. Beyniniz ikisinin de söylediklerini aynı anda takip edemez, dikkat bir kişiden diğerine…

Bu Haberi Sosyal Ağlarda Paylaşın!
Daha Fazla Oku

Psikobiyom: Beyin-Bağırsak İlişkilerimizin Doğası

Düşüncelerimizi, hislerimizi ve davranışlarımızı etkileyen, değiştirebilen bağırsak bakterileri üzerinde çalışan yeni bir alan: psikobiyom. Katya Garvish, yeni beyin ilacı üzerine pek de alışık olmadığımız şekilde çalışmalarını yürüten bir bilim insanı. İnsan dışkı örnekleriyle çalışıyor. Rusya’da eğitim almış, klasik müzik sever bir mikrobiyolog olan Katya, küçük bir girişim şirketi olan Holobiom’daki laboratuvarın geniş anaerobik ortamı önünde duruyor ve önü camla kapalı bölmeden (bir çeşit laminar flow kabini) kollarına eldivenlerini geçirerek içerideki örneğin dilüsyonunu yapıyor. Bu işlem, Gavrish ve arkadaşlarının depresyon ve diğer beyin-sinir sistemi bozuklukları için yeni tedavi olanakları yaratacağını umdukları…

Bu Haberi Sosyal Ağlarda Paylaşın!
Daha Fazla Oku